>Hayallerimizdir bizim özümüz.Özümüzdür hayallerimiz.

>


Geleceğe dair hep isteklerimiz,beklentilerimiz,planlarımız,düşlerimiz vardır aklımıza geldiğinde yüzümüzde tebessüm oluşturan.
Bazı insanlar, sonrasında üzülmemek,hayal kırıklığı yaşamamak için hayal kurarken sınırlarımızı çizmemiz gerektiğini söylerler.Gerçekçi olmamız gerektiğini anlatırlar bizlere.
Bazıları da hayallerimizde yaşadığımızı,hayal kurarken tamamen özgür olduğumuz için hayal gücümüzün sınırlarını zorlamamız gerektiğini söylerler.
Bazıları ise insanın hayal kurmaması gerektiğini öğütler.
Ama hayallerinin peşinden gitmeni söyleyen sözler ya da hayallerine ulaşmış bir insanla karşılaşmak çok mutlu eder,umut verir insana.Motive eder. İyi gelir.

 Walt Disney demiş ki : “ Hayal edebilirseniz yapabilirsiniz. Her şeyin bir fareyle başladığını hiç aklınızdan çıkarmayın.

Bu tür sözler çok mutlu ediyor beni.Hayal ettiğini hatta hayal ettiğinden daha da fazlasını yaşamak bir insan için ne büyük bir şanstır...

Bazen bizi mutlu edecek şeyler hayalini kurmuş olmasak da çıkabilir karşımıza.Belki deli gibi sevdiğin birini kaybettiğin,parasız olduğun,dibe vurduğun bir zamanda, öyle biri ya da öyle bir şey çıkar ki karşına;seninle hayat arasında bir köprü kurar. Hayata bağlar seni… Dipten çıkarır,tekrar gücünü toplamana yardımcı olur. Yani hayal etmediğin halde kazanabilirsin;seni en çok mutlu edecek mesleği,aşkı,aileyi ya da huzuru… Sana iyi gelecek şeyleri yani.

Ama bazen de hayal edersin,çalışırsın,didinirsin,özveride bulunursun ama olmaz. Bazen ne yaparsan yap; olmaz.Öyle zamanlarda hayatın karşına daha iyisini çıkarmasını beklersin. Her şerde bir hayır vardır mantığı yani.

Hayal edip, kazanıp, beklediğin gibi olmadığını da görebilirsin.Uzaktan çok doğru gibi gözükür ama içine girince ateş olduğunu anlarsın.Bazen hayalini kurmak,gerçeğini yaşamaktan daha görkemlidir çünkü.


Bir de hayal edip,kazanıp sonra kaybetmek var… Kazandığını sandığın şeyin sende emanet olduğunu anladığın an dünyanın geçiciliği gelir,oturur aklının bir köşesine…

Tabi en güzel ihtimal gibi gözüken;yıllardır hayalini kurduğun şeyin,tamamen senin çabanla,kendi kendine verdiğin umutla gerçekleştiğini görmek. Senelerce hayallerini kurduğun şeyin içinde bulunmak…
Sonra gerçekleşen hayalini yeni hayaller takip eder.. Daha iyisi,daha daha daha…
Çünkü hayal konusunda doyuma ulaşmak zordur.İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” demiş Yahya Kemal. Yaşamak istiyorsak,hayal kurmaya devam o zaman. İçimizdeki yaşama sevinci,umutlar sönmemeli.Söndürenleri söndürmeli.

Hepimizin hayallerine kavuşması dileğiyle…
Hayal, hayat, umut, Walt Disney, Yahya Kemal içinde yayınlandı | 3 Yorum

>Sinir dolu bir yazı. O kişiye.

>Yaş olarak sürekli benden büyük olduğunu söylesen de insan(burdaki bahsettiğim insan, biyolojik olarak insan olmanın dışında) olamadıktan sonra ne yaşın ne de o saçma sapan sınav sistemini kazanıp üniversiteye girmenin hiçbir önemi yok. İnsanları birbirinden büyük yapan 365 gün olarak saydığımız o yıllar değildir. -Bir insan bir diğerinden büyük olabilir mi,orası başka tabi.– 
Çok büyük bir olay olmamasına rağmen neden bu kadar sinirlendim ve hemen gelip buraya yazma isteği hissettim bilmiyorum.

  • Evet zoruma gitti. Senin bu kadar saçma salak biri olman zoruma gitti.
    Rahatladım be ohh.
Uncategorized içinde yayınlandı | 2 Yorum

>Aşk Tesadüfleri Sever’i Sevdim.

>

Bazen ilk görüşte bilirsin; o insan senin kaderindir. Bazen bir ömür ararsın, bulunmaz…
“Var olmak tesadüf değilse, aşk tesadüf olabilir mi?”
Başlıktan da anlaşılacağı gibi sevdim ben bu filmi.. Özellikle müziklerine bayıldım. Filmin sonunda Şebnem Ferah’tan Hoşçakal‘ı dinledik ki; çok yakışmıştı.İzlemeyenler için filmi anlatmak olmaz şimdi ama çok iyiydi ya. Küçüklüklerini oynayan çocuk oyuncular da çok tatlıydı. Özgür’ün Deniz’e sen şimdiye kadar neredeydin? deyişi, o cümledeki tonlaması,bakışları süperdi.Belçim Bilgin de Altan Erkekli de süperdi.Çok büyük beklentilerim olmadan girdim filme ama beklediğimin üstünde bir şeyle karşılaştım.

Sonuyla buruk bir mutluluk tadı bırakıyor damağınızda.


Bunlar da filmde kullanılan müzikler:
1. Aşk Tesadüfleri Sever – Müslüm Gürses
2. Hoşçakal – Şebnem Ferah
3. Eylül Akşamı – Mehmet Günsür
4. Zaferlerim – Demir Demirkan
5. Yine Yazı Bekleriz (Akustik) – TNK
6. Nefes Bile Almadan – Redd
7. Değirmenler – Teoman
8. Ankara Rüzgarı – Ozan Ünlü
9. Kafes – Mert Çetinkaya
10. Aşkı Bulacaksın – Tanju Okan

Müziklerin her biri sahneleriyle örtüşmüştü.
Eylül Akşamı şarkısını Mehmet Günsür güzel söylemiş ama ben sözlerini çok çok beğendim. Sözler:Bülent Ortaçgil‘e ait.

Hiçbir neden yokken, ya da biz bilmezken

Tepemiz atmış ve konuşmuşuzdur
Onca neden varken ve tam sırası gelmişken
Hiçbir şey yapmamış ve susmuşuzdur.

Aynı Anda aynı sessiz geceye doğru
İçim sıkılıyor demişizdir.
Aynı sabaha uyanırken kim bilir,
Aynı düşü görmüşüzdür.

Olamaz mı? Olabilir.
Onca yıl, sen burada
Onca yıl, ben burada
Yollarımız hiç kesişmemiş
Şu eylül akşamı dışında

Belki benim kağıt param,
Bir şekilde, döne dolaşa
Senin cebine girmiştir.
Belki aynı posta kutusuna,
Değişik zamanlarda da olsa

Birkaç mektup atmışızdır.
Ayın karpuz dilimi gibi batışını
İzlemişizdir deniz kıyısında.
Aynı köşeye oturmuşuzdur Köhne’de,
Belki de birkaç gün arayla.
Olamaz mı? Olabilir.
Onca yıl, sen burada
Onca yıl, ben burada
Yollarımız hiç kesişmemiş
Şu eylül akşamı dışında

Bostancı dolmuş kuyruğunda,
Sen başta ben en sonda
öylece beklemişizdir.
Sabah 7:30 vapuruna
Sen koşa koşa yetişirken,
Ben yürüdüğümden kaçırmışımdır.

Aynı anda başka insanlara
Seni seviyorum demişizdir.
Mutlak güven duygusuyla başımızı
Başka omuzlara dayamışızdır.
Olamaz mı? Olabilir.

Onca yıl, sen burada
Onca yıl, ben burada
Yollarımız hiç kesişmemiş
Şu eylül akşamı dışında
aşk tesadüfleri sever, Belçim Bilgin, Mehmet Günsur, Olamaz mı? Olabilir içinde yayınlandı | 3 Yorum

>Aşk Tesadüfleri Sever’miş.

>

Kaliteli zaman geçirmek falan diye bir şeyler duyuyorum her yerde.
Fıs!
Ya tabi iyi hoş da benim gibi tembel bir insan için uygulanabilitesi sıfır(0). Şimdi kalkıyorum 12-13 gibi. Daha bir yorgun hissediyorum zaten kendimi bu saatlerde kalkınca. Gün boyu internette kalmak istemiyorum ama okumayı sevmeme rağmen kitap okuyasım da yok nedense. E tvde de hiçbir şey yok.

Hiçbir şey yapmadan,kendime pek de bir şey katmadan geçiyor tatilim.
Evde durmayı çok seven,dışarı çıkmayı pek sevmeyen bir insanım ben.
İçimde gençlik ateşi denen o bitmek bilmeyen enerji yok sanırım.
Ama cumartesi -iptal olmazsa- Aşk Tesadüfleri Sever isimli filme gideceğiz kızlarla. Bakalım film nasıl bir şey… Bu filme aramızdan gitmeyi en çok isteyen arkadaşım Zeynep kod adlı arkadaşımdır. Onu filme çeken unsur ise tabi ki Mehmet Günsur. Böyle yakışıklı,popçu erkek delisi bir kız değil aslında ama nedense bu adama karşı bir hayranlık besliyor.  Düşünün ki Mehmet’in(tanıdığım gibi konuştum farkındayım.Hani Disko Kralı’nı arayıp -Okaaaan diyen kızlar gibi ama acı gerçek ortada;tanışmıyoruz malesef.) bir filminde, bir erkekle öpüştüğünü görmesine rağmen beğenisinde bir azalma görmedim. E Allah için yakışıklı çocuk, yerim.
Bir kutu gördüm filmin sitesinde. E bu kutuyu görünce aklıma çok sevdiğim bir film olan Jeux D’enfants geldi. Bilenler bilir o filmde de bir oyuncak kutu mevzusu vardır. Yo yo sadece bir tesadüftür. Öyledir öyle. Ön yargılı yaklaşmak istemiyorum. Ama çocukluktan beri süregelen bir aşk var burda da ya. Lütfen çalıntı bir konu olmasın. LütfenLütfenLütfen. 
Neyse izlemeden konuşmak olmaz. hadi bakalım.  

aşk tesadüfleri sever, jeux d'enfants, Mehmet Günsur, sinema, yakışıklı, zeynep içinde yayınlandı | 3 Yorum

>Tek Gerçek…

>

Böylesine hayat dolu,cıvıl cıvıl,gencecik bir kadın…
Hepimizin başı sağolsun…                                           

Duymamla hayattaki tek gerçeğin ölüm olduğunu tekrar hatırladım..

ölüm, defne joy foster, genç, gerçek içinde yayınlandı | 1 Yorum

>Televizyon ve Diziler

>

                         
    Bazen gün boyu tembel tembel tv karşısında uzanmak istiyorum. Hele de okula gitmediğim,havanın yağmurlu olduğu günlerde. Cidden şu yağmurlu havaları hiç sevmiyorum.Kasvetli,yorucu,soğuk.. Tvyi açıyorum ama izlenecek hiçbir şey olmuyor genelde. Esasında sevdiğim bir kanal olan Kanal D’yi açıyorum mesela; ya Akasya Durağı var ya da Arka Sokaklar. Bıkmadılar,usanmadılar bu dizilerin tekrarlarını vermekten.. Tamam tekrar yayınları yapsınlar ama mesela yayın haklarını mı alacaklar nasıl yapacaklarsa Sıdıka’yı,Tatlı Hayat’ı,Beşik Kertmesi’ni vs. yayınlasınlar. Ne güzel dizilerdi bunlar..

    Şimdi bakıyorum da Türk sineması gelişmekte elbette ama ya diziler? Akasya Durağı,Unutulmaz,Küçük Kadınlar ve daha niceleri de nedir yahu? Bu kadar uzun süredir nasıl devam ediyor bu diziler? İnsanlar bu dizileri çekmek için nasıl zamanlarını harcıyor? 
Evet merak etmeyin biliyorum ki izlemek zorunda değilim,izlemiyorum da zaten. Ama bunlara zevk meselesi de diyemem ki..
   
   İzlemediğim halde iyi diziler olduğunu bildiğim Ezel,Behzat Ç ve Öyle Bir Geçer Zaman Ki (ne isim varmış arkadaş) dizilerini izleyen kitle,aynı zamanda bu Unutulmaz’ı,Türk Malı’-ki kendisi bitti sanırım-nı mı izliyor ?
Öyle Bir Geçer Zaman Ki reyting rekorları kırarken ve her yerde ertesi gün Osman’ın başına gelenlerden,Mete’nin nasıl delirdiğinden,Caroline’nin nasıl “aaağli? ” dediğinden bahsedilirken,salı akşamları  Aşk ve Ceza nasıl hala yayınlanıyor?
Çakıl Taşları gibi tabiri caizse kendi halinde olan,samimi,bizden hayatları sunan bir dizi biterken,diğerlerinin niye ipi çekilmiyor?

Birbirinin aynısı olan saçma dizilerden bıktık.
    Bir de tüm bunların üstüne TNT imaj değişikliği yapmadı mı ? House’u gece yarısı yayınlamaya başlamış,böyle evlilik programları,Petek Dinçözler falan… Ne ayak oldun Tnt? diyesim geliyor valla.
 
Bir de şey durumu var;dizinin son reklamına girilir tam zurnanın zırt dediği yerde ama reklamların ardından tekrar son sahneyi verip dank BÖLÜM SONU! Salak gibi bekliyorum ben de.. Hayır ana haber bültenlerinde de aynı oyun.. Uğur Dündar diyor ki:”Reklamın ardından döneceğiz.:)” reklam bitiyor “İyi akşamlar bıdı bıdı” yapıyor, kapıyor yayını.. E GiDeCeKtiN maDem NiYe döndün ALLaHSız ! diyerek kendisini terk eden eski sevgiliye Facebooktan seslenen ergen oluveriyorum. Ama severim Uğur Dündar’ı orası ayrı..
Neyse kapatırım kumandamdaki kırmızı tuştan tvyi olur biter değil mi?


dizi, kumanda, sıdıka, tatlı hayat, tekrar, tembel içinde yayınlandı | 3 Yorum

>Pinhani – YİTİRMEDEN hakkında…

>

“2006 ve 2008’de yayınladığımız iki albümün ardından, bu defa tek bir şarkı yayınlamayı tercih ettik ; Yitirmeden. Bu şarkıyı şu an için sadece internette bulabileceksiniz. Hem resmi sitemizde, hem de etkin olduğumuz diğer sitelerde şarkı yayınlanacak. Belki bir şarkı internet üzerinden ilk defa paylaşılmıyor, ancak bu bizim için bir ilk ve bundan sonra aynı yolla başka şarkılar da paylaşacağız. Bu şarkıyı, her iki albümümüzü kaydeden ancak 2008 yılında aramızdan ayrılan Tanju Duru’ya ithaf ediyoruz.” denilmiş Pinhani’nin kendi sitesinde.Hemen indirdim.Hemen dinledim ve hemen büyülendim.

Durup düşünmeye zamanın olur mu?
Yitirmeden anlamaz insan, sevdiklerin yolun sonunda
Sarıl her fırsatında o insana, arkasından ağlayan olma
Geri getirmez çok ağlasan da
Durur, durur belki başucunda, annen baban kendi çapında
Abin bile kırkyedi yaşında
Ömür, ömür sanki bi kara kutuymuş
Günü gelince herkesin açılmış ,ama sorarsan hep geç kalınmış

Güzel günlerimizin bittiğini sanma, belki bir daha böylesi olmaz
Ama her bi gün güzel aslında
Yakın durmanın zor olduğu ortada, uzak olmak her zaman en kolay
Ama en zoru yalnız olunca
Uyur, uyur belki hep yanında, ilk sevgilin kendi solunda
Her hatıra asılı duvarında
Ömür, ömür sanki bi kara kutuymuş
Günü gelince herkesin açılmış ,ama sorarsan hep geç kalınmış…



  Şarkıyı dinlediğinizi umarak giriyorum lafa.Nasıl şarkı?Müthiş değil mi?
İnsanı bir yerlere hem de çok uzak bir yerlere,kendine(!)götürüyor..
“Sarıl her fırsatında o insana, arkasından ağlayan olma Geri getirmez çok ağlasan da” diyor şarkı.Bu anlama gelecek o kadar çok söz söylenmiş,yazılmıştır ki.. Ama bunu duyunca ne yalan söyleyeyim sarılasım geldi cidden sevdiklerime. Gaza geldim resmen.  “Uyur, uyur belki hep yanında, ilk sevgilin kendi solunda..” diyor bir de..
Sevgilinin kendi solunda uyuması.. ne diyebilirim ki. harika.harika.harika!
                                           

İlkin Deniz – Kontrbas
Turgut Alp Bekoğlu – Davul
Akın Eldes – Elektrik Gitar
Sinan Kaynakcı – Söz, müzik, akustik gitar, vokal
Erim Arkman – Kayıt, miks , mastering
Barış Erduran – Kayıt asistanı
   hepinize böyle bir şarkı için teşekkürler…



Uncategorized içinde yayınlandı | 1 Yorum